Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

İNANMALAR

 

HAVA DURUMU İLE İLGİLİ İNANMALAR

Karaman, Yörük, Türkmen, Muhacir, Çerkez, Dağlı....gibi birçok Türk boylarından meydana gelen karmaşık bir yapıya sahiptir. Bunlardan özellikle Yörükler, göçebe oldukları için, hava durumlarıyla sıkı sıkıya ilgili bulunmaları nedeniyle, çok eskiden beri süregelen, hava tahmin yeteneğine sahiptirler.

Biz burada, Yörüklerden derleyebildiğimiz, hava durumuyla ilgili inanmaları folklor malzemesi olması bakımından yararlı görerek, alıyoruz

Kış gününde, gökyüzünün ortası açık, kenarları kapalı olursa, kış mevsiminin daha uzun süreli olacağına işaret vardır.

Dağda yaylan hayvanlar, arkalarını birbirine dayayarak dururlarsa, o sene, kar ve yağmurun bol olacağına;

Karaman’ın kuzeyinde bulunan Karadağ’ın üzerinde bulut bulunursa, yağmur yağacağına;

Dağlarda bulunan, serçe büyüklüğünde, güzel öten bir kuğun, bütün namaz vakitlerinde, ayrı ötüş tarzıyla, namaz vakitlerini bildirdiğine;

Eşeğin kuyruğu aşağıya doğru eğik olursa, yağmur yağacağına;

Dağlarda yetişen ve adına üzerlik denilen, tütsü yapmakta kullanılan bir çeşit bitkinin, sık görüldüğü yaz mevsiminde, kış mevsiminin çok olacağına;

Ağustos ayının ilk on günü içerisinde, köpekler kuyruklarını bacakları arasına alıp gezer ve oturursa, o yılın kış mevsiminin zorlu olacağına;

Sonbahar mevsiminde, kavak ağaçları yapraklarını üst taraftan dökerlerse, kış mevsiminin uzun olacağına inanılır.

ÇEŞİTLİ İNANMALAR

Oturan kişinin ayakları üzerinden atlamanın, kişinin muskasını bozacağına;

Oturan çocuğun üzerinden atlanırsa, çocuğun boyunun kısa olacağına;

Boyu çok fazla uzayan çocuğun, boyu hizasından duvara bir çizgi çekilecek olursa, boyun, çekilecek çizgiden fazla olmayacağına;

Gülmekten kendini alamayan insanın, bağ parmağı tırnağına baktığında gülmesinin geçeceğine;

Gelin geleceği gün yağmur yağarsa, gelinin uğurlu geldiğine;

Sabahleyin, ilk alışverişini yapan esnaf, aldığı parayı yere atar veya sakalına sürerse, o günkü alışverişinin kazançlı olacağına;

Akşam vakti sakız çiğneyen insanın, ölü eti çiğnemiş gibi olacağına inanılır.

OCAKLAR

Halkımızın çok eski çağlardan beri, çeşitli hastalıkların iyileşebilmesi için birtakım doğaüstü olay ve kişilerden medet umma yoluna gitmiş; çeşitli türbe, ocaklara giderek, oraları ziyaret edip, çaput bağlayıp, mum yakıp, kurban keserek, hastalıkların iyi olacağına inanmışlardır. Bu türbe, ziyaret ve ocaklar ülkemizin her yerinde olduğu gibi Karaman’da da vardır. İşte bunlardan birkaçı:

Karaman: Merkez ilçenin Cedid mahallesinde oturan bir aile Yılancık hastalığının ocağı durumundadır. Hastalığa yakalanan kişiler bu aileye gelerek, kıyılırlar ve Arılık adı verilen bir miktar parayı da bu aileye vererek ayrılırlar.

Karaman: Yine aynı mahallede bulunan ve korkan kişilerin korkularını giderdiğine inanılan ocakta insanlar, kıyılarak korkularını attıklarına inanırlar.

Kılbasan Kasabası: Egzama hastalığına iyi geldiğine inanılan bir ocak vardır.

Yeşildere: Ağrı ve sızısı olanların kıyıldığı ve tüm ülkede tanınan bir ocak vardır.

Bucakkışla: Yarımbaşağrısı olanların uğrak yeridir.

Morcalı: Burada Ali beke türbesi denilen bir yer vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip kurban keser ve dua ederler. Eğer çocuk erkek olursa ismi Ali beke konulur.

İsmail Hacı Tekkesi: Yeşildere Kasabası sınırları içerisindedir. Tekkenin Yunus Emre’nin ailesine ait olduğu bilinmektedir. Bu tekkenin mescidinin damının örümcek tutmadığı; buradaki çatal direk arasından geçenlerin bütün günahlarının döküldüğü ve burasının birçok Ağrı ve sızıya iyi geldiğine inanılır.

Emir Musa Medresesindeki Türbe: İsteklerinin yerine gelmesini isteyenlerin ziyaret ettiği; türbenin başındaki ve ayağındaki taşlara sürülen tuğla parçalarının düğmemesi halinde isteklerin yerine geleceğine inanılan bir yerdir.

İncili Dede: Merkeze bağlı Dereköy’dedir. Yağmur yağmadığı veya az yağdığı zamanlarda ziyaret edilir.

Mihlıtaş Dedesi: Yine aynı köyde olup; çocuğu olmayanların ziyaret edip taş çaktıkları bir yerdir.

Tefit: Merkez ilçe Cedid mahallesindedir. Çocuğu olmayanlar, sinir hastaları buraya gelip dua ederler.

Nallı Dede: Dereköyü’ndedir. Burada Hz. Ali’nin atının izi olduğuna inanılan bir iz vardır. Kutsal bir yer olarak kabul edilir; burada kötü söylemek ve kötü düşünmek yasaktır.

Garip Dede: Merkez ilçe Hisar mahallesindedir. Eskiden sıtmaya yakalananlar, buraya gelerek çorba adarlar; hastalıkları geçince de, burada çorba pişirerek, çocuklara yedirirlermiş.

Bereketli Hoca Türbesi: Hisar Mahallesi’ndedir. Uğur ve bereket isteğini karşılamak üzere ziyaret edilir.

Canbaz Kadı Türbesi: şehir merkezinde, Çocuk Kütüphanesi karşısındadır. Burada yatan kişinin cambazların piri olduğuna inanılır. Gösteri için Karaman’a gelen cambazlar, önce burayı ziyaret edip, sonra gösteriye çıkarlarmış.

Demir Gömlek: Merkez ilçe Koçakdede mahallesindedir. Vakıf kayıtlarına göre burada gömülü kişi, Karaman Vezir-i Azamlarından Eminüd-din’dir. Bu ad daha sonra Elmedin şeklini almıştır. Burada çok eski devirlerde Bey’in gömleği muhafaza edilirmiş. Çocuğu olmayanlar, konuşmada ve yürümede geciken çocuklar buraya getirilir; beyin gömleği sırtlarına giydirilerek, sorunları halledilirmiş.

Karagöz Dede: Zeyne mahallesindedir. Evlenemeyen kızların ziyaret ettiği bir yerdir.

Tunç Ayakkabı: Dilbasan cami yakınında bir evde, şimdilerde kayıp olan tunçtan bir ayakkabı içerisinde, hasta çocuklara su içirilerek, hastalığın iyi olacağına inanılırmış.

Köpek Düşmanı Dede: Hisar mahallesindedir. Ağrıları ve sızıları olanlar türbenin sıvasını yalayarak, ağrılarının geçeceğine inanırlar. Ayrıca burada yatan kişinin, köpek ve tazıların amansız düşmanı olduğuna, bu tür hayvanlardan türbeye girenlerin ayaklarının felç olduğu söylentisi yaygındır.

Hızırilyas Suyu: Narlıdere (Avgan) köyünde bulunan bir su, çıbanlara iyi gelirmiş. Ayrıca doğuştan fıtıklı doğan çocuklar buraya getirilir; buradaki çalılar aşı yapılır gibi yarılır ve çalılardaki yarılmış kısımlar kapanınca, çocuğun fıtığı da iyi olurmuş.

Kırk Anahtar: Zayıflığı bir türlü geçmeyen güçsüz çocuklar, Cedid mahallesinde, içinde kırk anahtar bulunan tasla yıkandıklarında, zayıflık sona erermiş.

Tevhid Evi: Hacıcelal mahallesindedir; burada bulanan küpe, isteği olanlar çaput bağlayarak dua ederler.

Ağrı Kesen Dede: Ketenci caminin doğusundaki mezarlıktadır, başı ağrıyanlar, dua ettikten sonra “ağrımızı buraya çakıyoruz” diyerek çivi çakarlar.

Bahtım Deliği: Burası, Karaman’ın hemen dışında, Hamza Zindanı denilen mağaranın sağındaki, yüksek bir kayanın yan tarafında, çok eski zamanlarda insanlar tarafından oyulan meskenlerden birisinin doğuya açılmış kapısıdır. Bu kapıya “Bahtım Deliği”, bulunduğu dağa da Bahtım Dağı adı verilir. Bahtının kötü olduğuna inanalar buraya gelerek, ellerini kayaya sürerek “Açıl bahtım” diyerek bağırırlar.

Deliktaş: Dış tekke civarında, Dereköy yolu üzerindedir. Mantar görünümünü andıran kayanın üzerinde bulunan delikten üç defa geçenin talihinin açılacağına inanılır. Bu kaya son yıllarda kaybolmuştur.

İbrala Tekkesi: Kasabanın içerisinde bulunan tekke, Türkiye’nin her tarafından geçmeyen ağrı ve sızılarını geçirebilmek ümidiyle gelenlerin doldurduğu bir yerdir. Tekkenin sorumlusunun, ağrıyan yere, kyrmyzy örtü örtüp, byçakla sembolik olarak kyymasy sonucu, ağrylaryn geçeceğine inanylyr

Saçakly Kara Müftü: Orta Hisar’da, Pirahmet camii içerisindeki mezarlardan birisi bu yatyra aittir. Davalarynda ve iğlerinde haksyzlyğa uğramaktan korkanlar, buraya gelip dua ederler.

Sarybey Sultan: Ydemid’deki mezarlykta mezary bulunan ulu bir kiğidir. Halk arasynda süt dedesi de ady verilir. Südü az olan veya çocuğuna yetmeyen kadynlaryn dua ettiği bir yerdir.

Hodul Baba Türbesi: Karadağ’daki Deyle (Üçkuyu) köyü yakynyndadyr. Yabani koyunlaryn koruyucusu olduğuna inanylyr. Koyun sahipleri, türbe yakynyna küçük tağlary üst üste koyarak kuleler yaparlar. Bunun amacy, koyunlarynyn çoğalmasy ve korunmasynyn temindir.