SAYA TÖRENLERİ
Karaman civarının kendine has özelliklerinden birisi olan saya; koyun çobanlarının, çobanlık ücretlerini almak için, yılın belirli aylarında düzenlemiş oldukları törenlere verilen isimdir.
Karaman koyuncularının, çok eskilere dayanan bu geleneksel törenleri, her yılın, Ocak ayının ikinci yarısı içinde, diğer bir ifadeyle koç katımı günlerinden başlayarak, yüzüncü günün sonunda, yani kuzuların anne karnında tüylenmeye başladıkları güne kadar sürer.
Bu günlerde, her oba, köy ve mahallenin çobanları, koyuncuların evlerine ve semt odalarına akşamları gelirler; aşağıda başlangıç dörtlüğünü vereceğimiz şiirleri okuyarak saya törenlerine başlarlar:
Selamün Aleyküm Bey evleri
Bir birinden yeğ evleri
Saya geldi duydunuz mu?
Selam verdi aldınız mı?
Koyunların döl zamanının yaklaşmakta olduğunun bir müjdecisi olan bu mutlu günde, çeşitli deyişlerle kendilerine müjdeler veren çobanlarına koyuncular, maddi durumlarına göre, çeşitli yiyecek ve giyecekler hediye ederler; bazı koyun sahipleri ve çoban ağaları da, çobanları şerefine akşam ziyafeti hazırlayarak, onlara ikramda bulunurlardı.
Yenilip, içildikten sonra koyuncular, çeşitli sohbetler ederlerken, seçilen bir çoban sırtında kepeneği, elinde çomağı ve daha önce hazırladığı, adına Arap denilen kişi ile birlikte içeri girerdi.
Arap denilen, ya çobanın on, on beş yaşlarındaki oğlu veya yamağı, ya da seçtiği uygun birisidir. Çoban içeriye girmeden, seçtiği kişiyi Arap’a benzetebilmek için, yüzünü isle siyaha boyar; üzerine de, Arabın ta boynuna kadar gelen, büyükçe bir erkek şalvarı giydirir. Bu şalvarın uçkuru arabın boynundan büzgüleşmiştir. Elleri de şalvarın içinde kalan arabın boynunda, bazı yerlerinde, irili ufaklı koyun çanları vardır. Çanların daha fazla ses yapması için, zıplayıp çırpınarak, çobanın arkasından gelen Arap, odaya girince ortaya ulu orta yatıverir. Koca kepeneği içinde çoban da çomağına dayanarak, yerde yatan arabın yanında durur ve sayayı saymaya başlar.
Saya sayılırken, odada bulunanlardan uygun bir kişi, her dörtlüğün sonunda “EYVALLAH” der ki bu söz, çobanın saydıkları deyişlerin topluca tasdik edildiği anlamına gelir.
Çobanların saya sayması devam ederken, yerde yatan ara sıra kımıldayarak çanlarını tıngırdatan, ağzı açık bir vaziyetteki arabın ağzına, herkes madeni para atar. Çobana da uygun bahşiş ve hediyeler verilir, ya da o sırada söz verilen bahşiş ve hediyeler ertesi gün toplanır.
Böylelikle, her yörenin, her semtin ve her obanın çobanı, bir veya birkaç akşam odaları, koyuncu evlerini dolaşarak sayayı sayar. Arabın ağzına atılan para araba aittir. Törenlerde, çoban için toplanan bahşiş ve hediyelerin biriktirilmesiyle ilgilenen semt delikanlıları da, toplanan yiyeceklerden bir miktarını da alıkoyar. Bunlardan ileriki günler için akşam yemekleri hazırlatırlar. Bu yemekler, çobanda dahil olmak üzere topluca ve mahalle odasında yenilir. Yemeklerde sohbetler, eğlenceli oyunlarda oynanmak suretiyle adeta bir bayram havası yaratılırdı.
Çobanın hakkını toplamak için, koyun sahiplerini dolaşırken söyledikleri deyişlerden en meşhuru şudur:
Selamün Aleyküm Bey evleri
Birbirinden yeğ evleri
Saya geldi duydunuz mu?
Selam verdi aldınız mı?
Bu saya iyi saya
Hem yoksula, hem baya
Bu saya batıydı, battal adıydı
Çöğdüydü, çöğmellediydi
Koyunun yüzünü yetirdik
Kuzunun tüyünü bitirdik.
Güde güde elli güne getirdik
Birin de bin olsun koyunum
Sağına yattı yozladı
Soluna yattı kuzuladı
Döndü çarasını yaladı
Birin de bin olsun koyunum
Bir ala kuzu kuzuladı
Önüne kodum yaladı
Dü.. didim meledi
Birin de bin olsun koyunum
Ak beserek kuzusu var
Örtme kepenek ağılı var
Bu koyunu sağan abanın
Çıgsalı kolu var
Bahar gelir yaz gelir
Turna ile kaz gelir
Koyunları sağmaya
Gelin ile kız gelir.
Güğül güğül sağasın
Güleklere koyasın
Hayatlara seresin
Ala kilim örtesin
Çöğmelimin bağı var
Böreğimin yağı var
Bu koyunu sağan abamın
Altı tokalı kolu var
Ak koyunum, akış koyunum
Gerdanı beş karış koyunum
Altı aydır ablan ile küstüm
Gel barış koyunum
İyidir koyunun karası
Kırklığı peygamber tuğrası
Kendisi canlar turası
Birin de bin olsun koyunum
İyidir koyunun doğusu
Gelir kovuşu kovuşu
Ala kabak keçidir onun çavuşu
Birin de bin olsun koyunum
İyidir koyunun kızılı
Gelir yayılı yayılı
Sağ yanı emlik kuzulu
Birin de bin olsun koyunum
İyidir koyunun seğili
Gelir seğirdi, seğirdi
Çobandır onun vekili
Birin de bin olsun koyunum
İyidir koyunun kelimi
Kerten kırarlar belini
Onu sağan gelini
Ağa sarsın belini
Ak koyun meler gelir
Dağları geler gelir
Abası helkeyi almış
Karşıdan gürler gelir
Koyunum var arap gibi
Sütü var şarap gibi
Koyunsuz evler harap gibi
Birin de bin olsun koyunum
Kara koyun, koyunların beyidir
Ak koyun da yüreğimin yağıdır
Yaylımını sorarsan Çakır’ın kırıdır
Ablası çığsalı boz kara koyunum
Koyunları yaydım yaydım getirdim
Getirdim de baş argaca yatırdım
Ablam sağdı ben helkesin götürdüm
Ablası kostaktır boz kara koyunum
Koyunları alayım da gideyim
Gideyim de otlaklarda güdeyim
Aban yoksa sana aba bulayım
Abası dalgalı boz kara koyunum.
Dere tepe gideriz
Türlü koyun güderiz
Virin abalar, ağalar bağışımız
Biz evimize gideriz
Yağcağız getirin, yağlanalım
Çulcağız getirin, çullanalım
Bu yıl da böyle kullanalım
Birin de bin olsun koyunum
Ak koyunum akışır
Bicikleri tokuşur
Ağa ile aba birbirine bakışır
Birin de bin olsun koyunum
Bağışı çok veren abanın bir oğlu olsun
Ayına otursun, altın beşik ügrünsün
Gününe otursun, gümüş beşik ügrünsün
Biriniz de bin olsun abalar
Az viren abamın bir kızı olsun
Başcağızı da kel olsun
Onu da alan bulunmasın
Bir okka zivt, bir arşın bez emi olsun
Kimseler beğenmesin, çobanın oğluna versin
Virin abalar, ağalar bağışımızı
Ayaklarımız üşüdü
Biz de evimize gidelim
Biriniz de bin olsun ağalar
Sayalık veren ablanın bir oğlu olsun
Sayalık vermeyen ablanın bir kızı olsun
Onun da başı kel olsun
Çarşıdan bir okka zivt alsın
Onu da başına yapıştırsın
Kimse beğenmesin
Çobanın oğluna versin
Birin de bin olsun koyunum
Yağ, bulgur veren ablamızın
Bir eyice kızı olsun
Bir okkasız emi olsun
Onuda alan olmasın
Çobanın oğlu alsın
Ak koyunum akışır
Akışır da tokuşur
Ağam ile ablam birbirine bakışır
Ne versek, ne vermesek diye
Eyidir kuzunu doğuşu
Gelir tokuşu tokuşu
Kovuşu alak kabak
Keçidir bunun çavuşu
Ha şöyle diyesin
Oğluma diyesin
Ha böyle diyesin
Kızıma diyesin
Üstüne üçyüzelli kuruşluk
Halı kilim örtesin
Yer altında gideriz
Yedi deve güderiz
Çabuğun ağalar, ablalar
Biz evizime dek gideriz
Sıra sıra çotaklar
Hu.. deyin çocuklar
Hu.. hu..
Kızınızı bize verin
Kızınız bize vermezseniz
Hayır dua etmeyiz size
Dağda davarın kışlasın
Tarlada pulluğun işlesin
Allah sana kara kaşlı
Bir güvey bağışlasın
Aşağıdan beri geldim
Düştükçe duvarları deldim
Ey benim beyefendilerim
Arz ettim de size geldim
Davulumun ipi gevşek
İçi dolu yorgan döşşek
Arkadaşımı sorarsanız
Kara kulaklı bir eşek
Davulumu vurdum da geldim
Ben bu hanede misafir
Duydum da geldim
Şekerim vardır ezecek
İnce tülbentten süzecek
Misafir ağır çok bekletme
Çok yerim vardır gezecek
Elimi soktum astara
Elimi kesti destere
Allah size bir tane
Kara kaşlı, kara gözlü
Gelin göstere
Maşlamada çiçek çoktur
Kopacak budak yoktur.
Genç kızların gülüşüne
Dayanacak yürek yoktur
Baybayadan bayadan
Yılan akar kayadan
Böö dedim meledi
Önüne koydum yaladı
Sala sala salım baya
Dört ayağı nalım baya
Saya geldi duydunuz mu?
Selam verdim aldınız mı?